SAĞLIKLI BİR GEBELİK DÖNEMİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER


20/11/2009 · Kategori: HAMILELIK VE KADIN SAGLIGI

Hamile kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeniz için ne zaman, hangi test yaptırmanız gerektiğini bilmelisiniz.

İSTANBUL - Hamilelik süreci ile ilgili doğru bilinen yanlışlar ve diğer konularla ilgili olarak Anadolu Sağlık Merkezi Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Meltem Çam, on soruda bilgi verdi.

Anne adayı size geldiğinde ilk olarak hangi testleri yapıyorsunuz?
Gebelik başladıktan sonra ilk etapta yani beklenen adet günü geçtikten sonra, gebeliği tespit için kanla ya da idrarla bir gebelik testi yapıyoruz. Ultrasonla gebeliği tespit etmeye çalışıyoruz. Gebeliğin ultrasonla ilk değerlendirilmesi son adetten 5 hafta sonra yapılıyor.

İlk üç ay içinde başka testler uygulanıyor mu?
İlk üç ay içerisinde herhangi bir genetik anormallik olup olmadığını belirlemek için yaptığımız ilk test, ikili test dediğimiz tarama testidir. Bu testle, kanda iki tane özelliğe bakıyoruz. Annenin kanına bakılırken ultrasonla da bebeğin bazı ölçümleri yapılıyor. Bebeğin ensesindeki kalınlığa bakılıyor. Çünkü ense kalınlığı arttığı zaman bebeklerde bazı genetik anormallikler ya da kalp anormalliklerinin riski artıyor.

Bu anormallikler neler olabiliyor?
Sık bilinen Down sendromu var, yani Mongolizm. Bir de daha ender görülen trizomi 13 ya da 18 dediğimiz, döllenme sırasında oluşan genetik kodlama hataları görülebiliyor. Bizi en çok rahatsız eden ise Down sendromu. Çünkü Down sendromlu doğan bazı çocuklar, uzun yıllar yaşayabiliyor, eğitim alabiliyorlar. Ama bir ailenin Down sendromlu bir bebek sahibi olması gerçekten çok sıkıntılı bir durum. Biz bu sorunu tespit edebiliyoruz. Eğer ailenin onayı varsa, doktor onayı da varsa gebelik 3-3,5 aylıkken sonlandırılabiliyor. Fakat bu bebeklerin doğduktan sonra yaşama olanağının olması, gebeliğin sonlandırılmasını tartışmalı bir konu haline getiriyor.

İkili testten sonra hangi testler yapılıyor?
İkili testten sonra 16. ve 19. haftalarda üçlü test var. Yaklaşık olarak gebeliğin 3,5 ayında ikili teste benzer şekilde anne kanı alınarak yapılan bir testtir. Fakat her iki test için de bunların tarama testleri olduğunu belirtmemiz gerek. Anneden kan alarak bebekle ilgili fikir sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Bu testler hiçbir zaman yüzde yüz kesin sonuç vermiyor. Ancak size istatistiki veri sağlıyor. Böyle bir çocuk sahibi olma riskiniz binde bir ya da yüzde bir gibi. Bu risk hep vardır. Bu riski ortadan kaldıramazsınız. Tarama testi olduğu için annenin kuşkularını da aslında ortadan kaldırmaz.

Yüzde 100 tespit sağlamak için ne yapılabilir?
3,5-4 ay olduğunda anne karnından ince bir iğneyle girip bebeğin suyundan örnek alınabiliyor. Bunu tahlile gönderiyoruz ve bebeğin genetik yapısı inceleniyor. Bu yöntem bebek hakkında genetik olarak yüzde 100 kesin bilgi veriyor. Biz buna amniyosentez diyoruz. Aynı şekilde bebek kanı alınarak da yapılabiliyor fakat bunun düşük riski daha yüksektir.

Gebelikte diyabet riski çıktığında ne tür önlemler alınıyor?
Gebeliğiin 24-28 haftaları arasında 50 gr. şeker yükleme testini yaptıktan sonra sonuç belli bir sınırın üzerinde çıktıysa hastayı doğrudan gebeliğe bağlı diyabet olarak kabul ediyoruz. 50 gram yükleme de bir tarama testi ve onun da bir yanılma payı var. Eğer bu testte yüksek çıkarsa bizi yanıltmasın diye bir de 100 gram yükleme testi yapıyoruz. Bu yüklemeyi herkesten istememe nedenimiz ise güç olmasıdır. 3 saat takip gerektirir. Bunların sonucunda hastanın gebeliğe bağlı diyabetli olduğuna karar verdiğimizde ilk etapta hastaya diyet öneriyoruz ve kontrole alıyoruz. Diyetle şekerini kontrol altına alırsak devam ediyoruz. Ama diyetle halledemezsek o zaman insülin kullanmaya başlıyoruz. İnsülin kullanmamızın nedeni de insülin bebekle anne arasındaki bariyeri aşmıyor.

Gebelikte diyabet, ne tür riskleri beraberinde getiriyor?
Bebek sürekli çok şekerli bir ortamda olduğu için normalden fazla büyüyor. Doğum travmaları artıyor. Çünkü o kadar büyük bir bebeği doğurmaya çalıştığınızda normal doğumda hem anneye hem de çocuğa zarar verebiliyor. Diyabetik bebeklerin kiloları genelde gövde ve omuz çevresinde oluyor. Bebeğin kafası çıkıyor ama ondan sonra omuz takılıyor ve çok büyük bir risk oluşturabiliyor. Bebeğin iri olmasını sezaryenle aşabilirsiniz. İkinci problem bebeklerin akciğerlerinde bulunan sürfaktan denilen bir madde var ve bu madde akciğerlerinin düzgün genişleyip, düzgün solunum yapmasını sağlıyor. Diyabetik bebeklerde akciğer gelişimi de problem oluyor. Akciğerler daha geç ve güç gelişiyor. Bu bebekler, akciğer gelişimi problemi yaşıyorlar. Diyabetik annelerin de bebeklerinde bazı anormallikler görülebiliyor. Kalp problemleri daha sık görülüyor. Diyabetik annelerin bebeklerinde 28. haftada mutlaka fetal eko da yapmak gerekiyor.

Erken doğum riski dönemi bittikten sonra, gebeler hangi aşamalardan geçiyor?
28. haftadan sonra erken doğum riskinin bittiği dönem olan 37. haftaya kadar hastayı özel durumlar haricinde idrar tahlili ve kan sayımlarıyla takip ediyoruz. 37. haftadan sonra önemli olan doğum zamanını tespit etmek ve sağlıklı olarak bebeğin doğumunu sağlamaktır. 37. Haftadan sonra bebeğin büyüklüğünü ultrasonla takip ediyoruz. Bebeğin içinde bulunduğu su kesesine bakıyoruz; çünkü su miktarı önemli. Bir de kardiyotokografi dediğimiz bir alet var, bebeğin kalp atımlarının düzenli olup olmadığını kontrol ediyoruz. Bebeğin kalp atımları da çok önemli, çünkü bebek anneden rahat oksijen alabiliyorsa kalp atımları da normal oluyor. Fakat bir sorun varsa annenin doğumunun başlamasını beklemeden müdahale ederek bebeğin doğumuna karar veriyoruz.

Gebelikte vajinal muayenenin yanlış olduğuna dair bir inanış var. Bu ne kadar doğrudur?
Biz gebe hastayı gerek vajinadan elle muayene ettiğimizde, gerekse vajinadan ultrasonla baktığımızda hasta tarafından bir dirençle karşılaşıyoruz. Özellikle hastanın kanaması olduğunda ya da düşük şüphesi olduğunda doğru kararı verebilmek için mutlaka bu muayeneleri yapmak gerekir. Sadece bebeğin eşinin (plasenta) aşağıda olduğu özel durumlarda bu muayeneler sakıncalı olabilir.

Cinsel ilişki kaçıncı aya kadar normal şekilde devam edebiliyor?
Erken doğum ya da düşük tehdidi varsa hastaya cinsel ilişkiyi yasaklıyoruz. O da sadece sperm faktöründen dolayıdır. Onun dışında bilgi olarak son bir aya kadar anne adayları normal bir şekilde aktif cinsel hayatına devam edebilir.

 

kaynak:arsiv.ntvmsnbc.com

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

DOĞUM BAŞLIYOR (MU) ?


28/10/2009 · Kategori: HAMILELIK VE KADIN SAGLIGI

Doğum her zaman net, belli ve basmakalıp bir şekilde başlamaz ve belki de, eğer ilk kez doğum yapıyorsanız, doğumevine gitme zamanının gelip gelmediğini kendi kendinize soracaksınız. En azından teoride, doğumun başlangıcı mukoza tıkacının dışarı atılması ve sancılı rahim kasılmalarının ortaya çıkmasıyla belli olur.

Mukoza tıkacının dışarı atılması: Hamilelik boyunca rahim boynunu tıkayan bazen kan izi taşıyan sümüksü zar salgılarının akmasından ibarettir. Bu dışarı atma, doğumdan 24 ya da 48 saat öncesine denk gelebilir. Hiç farkedilmeden de geçebilir.

Sancılı rahim kasılmalarının ortaya çıkması: Kasılmalar hamileliğin son aylarında ve özellikle son haftalarında ortaya çıkabilir. Kasılmaları elinizi karnınızın üzerine koyarak hissedebilirsiniz. Kamınızın zaman zaman sertleştiğini hissedersiniz. Ancak bu kasılmaların belli bir ritmi, bir süresi yoktur: Düzensiz ve genelde sancısızdırlar. Doğumun başlangıcını ifade etmezler.

Bazen bir ağırlık hissi gibi, bazen bir kas gerilmesi gibi algılanan ve çocuğun başının girmesine ya da basenin değişmelerine denk gelen sancılar için de aynı şey geçerlidir. Ancak bu sancılara kasılmalar eşlik etmez. Gerçekten doğumun başlangıcını işaret eden kasılma ve sancı ortaklığıdır.

İlk kasılmalar normal olarak karında hissedilir ancak bel seviyesinde de hissedilebilirler.

Başlangıçta, kasılmalar fazla yoğun değildir, pek kolay algılanmazlar, basit çimdiklemeler gibi ya da genelde adetlere eşlik eden sancı gibi hissedilir.

Bu çimdiklemeler öyle hafiftir ki, kasılma olup olmadıklarından emin olunamaz, emin olmak için basit bir yol vardır, eli karnın üzerine koymak. Eğer sertleşiyorsa, bu rahim kasılıyor demektir.

Eğer sizi alarma geçiren yalnızca kasılmaları hissetmekse, yavaş yavaş bu kasılmaların şüpheyi kaldıracak başka özellikleri olduğunu da fark edeceksiniz. Kasılmalar düzenlidir, belli bir ritme göre gelirler, bu durumda iki kasılma arasında geçen zamanı belirleyebilirsiniz, giderek daha da sıklaşırlar, giderek daha da uzarlar, giderek daha da yoğunlaşırlar ve sancılar artar.

Bir dalga gibi çıktıkları, sizi sardıkları, sırtın ortasından doğan, kalçaları çevreleyen vücudu bir kemer gibi sararak karında birleşen iki kola ayrılan bir dalga gibi yayıldıkları hissine kapılacaksınız.

Başlangıçtaki zayıf kasılmaların, sizi alarma geçiren küçük çimdiklemelerin sonuçta ritmik, giderek birbirine yaklaşan, giderek daha uzun, daha yoğun, daha sancılı kasılmalara dönüştüğünü fark edeceksiniz, hazırladıklarının gerçekten çocuğunuzun doğumu olduğunu anlayacaksınız.

Sancı şiddeti kadından kadına değişir. Ve özellikle bir kasılmanın yaklaşışım ve yükselişini tanıyınca, bu andan itibaren, davranışınız bir ölçüde sancıyı azaltabilecek ya da arttırabilecektir.

Doğumun başladığından nasıl emin olunur?

Hâlâ tereddüt ediyorsanız ki bu mümkündür, şunu yapın; 10 dakika arayla hekimin sizin için yazdığı antispazmodik iki fitil koyun. Eğer yanlış alarmsa, kasılmalar azalıp yok olacaktır. Eğer gerçekten doğum başlangıcıysa, fitillerin hiçbir etkisi olmayacaktır, kasılmalar sürecektir.

Antispazmodik fitilinizin olmaması durumunda, size yanıtı yukarıda tarif ettiğimiz kasılma özellikleri verecektir. Ve eğer, tersine, kasılmalar düzensiz kalıyor, ne sıklığı ne uzunluğu ne yoğunluğu artmıyorsa, yanlış alarm olma şansı çok yüksektir. Birkaç saat sonra bu kasılmalar geldikleri gibi ortadan kaybolacaklardır. Ve doğum belki de birkaç gün ya da hatta birkaç hafta sonra gerçekleşecektir.

Yanlış alarmlar sık mıdır?

Yüzde on-on beş kadardır ve çocuğun başının basene girmesi sırasında daha sıktır.

Doğumun başladığından emin olduğunuzdan itibaren, hiçbir şey yiyip içmeyin. Yiyip içmek doğum sırasında kusmalara neden olabilir ve bir anestezi gerekmesi durumunda, midenin boş olması tercih edilir.

Doğumevine gitmeden önce küçük bir yıkama yapabilirsiniz (gliserinli bir fitille). Bu birkaç saat sonra, tuvalete gitmek istediğinizde, kendinizi tutmak için kasmanızı engeller. Doğum masasında tuvaletinizi yapmak kaygısı taşımadan apışaranızın gevşemesine izin verebilirsiniz.

Su akıntısı: Bazı kadınlar doğumun ilk işaretinin su akıntısı olduğunu düşünüyorlar. Nitekim bu, değişik zamanlarda gerçekleşebilir. Su akıntısı, doğum gerçekten başlamadan önce de olabilir.

Su akıntısı genelde genişleme sırasında olur. Eğer su cebinin yırtılması kendiliğinden olmazsa, rahim boynu 4-5 cm açıldığında, genişlemeyi hızlandırmak için hekim genelde su cebini yırtmaya karar verir.

Eskiden bu yırtılma yapay olarak sağlanmıyordu ve tam genişleme olunca çocuk, başı zarlarla kaplı doğuyordu. Bundan, "başlıklı doğdu" deyimi çıkmıştı ve bu bir şans işareti sayılırdı.

Doğumevine ne zaman gitmeli?

Doğumun gerçekten başladığına dair hemen hemen kesin bir belirtiyi mi beklemek gerekir?

Bu ilk çocuğunuzu ya da ikincisini ya da üçüncüsünü beklemenize göre değişir. İlk doğum en uzunudur. İlk kasılmalarla tam genişleme arasında birkaç saat geçer, do-layısıyla zamanınız vardır. Yine de daha kesin bir belirti için kasılmalarınızın ritmini not edin, yaklaşık 10 dakika aralıkla gelene ve 40 saniye sürene dek gitmenize gerek yoktur.

İkinci çocuğunuzu bekliyorsanız, genişleme daha çabuk olacaktır, kasılmalar düzenli gelmeye başladıklarında gitmelisiniz. Annelerinin kaygılarından biri, doğumevine gitme zamanı geldiğinde gece-yarısı tek başlarına olmaktır (örneğin eğer kocanın mesleği sürekli gezmesini gerektiriyorsa). En emini, yedek çözümler öngörmektir; arkadaşlar, komşular, ambulans, telefon numaralarını özenle yazmaktır. Bu öğüt çocukça gelebilir ama pek çok kez annelerin bunu düşünmemektedir. Çok acil bir durumda, itfaiyenin de olduğunu unutmayın.

Özel bir durum: Normal olarak, su doğum sırasında akacaktır, yani çoktan doğumevinde olduğunuzda. Ancak bu su akıntısı siz daha evdeyken olduysa, doğumun başladığına dair herhangi başka bir işaret olmasa da, olabildiğince erken, doğumevine gidin. Eğer mümkünse, arabada yatar ya da yarı yatar (ayakta değil) pozisyonda gidin. Kısa bir yol için bile bir ambulans çağırmakta tereddüt etmeyin. Kuşkusuz her şey yolunda gidecektir, ancak su cebi yırtıldığında, yine olası sorunlar tehlike çıkarabilir. Özellikle göbek bağının rahimden dışarı çıkması. İhtiyatlı olun, çabucak doğumevine gidin.

Doğumevine Geliş

Gitme vakti geldi. İki bavulunuz, sizinki ve bebeğinki şimdiden hazır. Bir şeyin eksik olup olmadığına bakmanın sırası değil. Kocanızın ya da annenizin unuttuklarınızı hastaneye getirmek için zamanlan olacak. Sizi götüren kişiden hızlı gitmesini istemeyin. Zamanınız var.

Kliniğe ya da doğumevine geldiniz. Bir hemşire sizi odanıza ya da ilk muayeneye ayrılmış küçük bir odaya götürüyor. Doktor sizi inceler, doğum öncesi muayenelerde olduğu gibi: ağırlık, tansiyon, idrar, rahim yüksekliği, bebeğin kalbinin gürültüleri, bazen amniyoskopi ve monitoring (cenin kalbinin atış hızı).

İki sonuç çıkabilir: Ya yanlış alarmdır, doğum başlamamıştır ve size ancak evinize dönmek düşer, ya da doktor doğumun kesinlikle başladığını tesbit eder. Bunu rahim boynunu inceleyerek anlayacaktır. Eğer boyun genişlemeye başladıysa, bu kesinlikle doğumun başlangıcıdır: İlk evre, genişlemedir.

Doktor size genişlemenin hangi aşamada olduğunu söyleyebilecektir. Gördüğünüz gibi genişlemenin santimetre olarak değerlendirilen farklı aşamaları vardır: Örneğin size, "3 santimetredesiniz" diyecektir.

Böylelikle doğum odasına yerleşeceksiniz.

Şimdi, şüphe evresini geçtiğinize, doktorun deneyimli ellerinde olduğunuza ve sizinle düzenli olarak ilgileneceğini bildiğinize göre, size yapacak bir tek şey kalıyor: Gevşemek ve genişleme sırasında yapmanız gerekeni hatırlamak.

Sizi hazırlayan doktor belki size ne yapmanız gerektiğini söylemek için yanınızda olur. Yanınızdakinin kocanız olması da mümkündür. İyi Doğumlar…

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

HAMİLELİK VE HAFIZA ZAYIFLIĞI


30/7/2008 · Kategori: HAMILELIK VE KADIN SAGLIGI

Bazı kadınlar hamileliğiıı unutkalılığa neden olduğunu söylüyorlar. işin ilginc yanı uzmanlar da bu görüşe katılıyor. 48 hamile kadın arasında yapılan bir araştırmanın sonuçları şöyle. Bu kadınlardan yüzde 81 ‘mm hamile olduktan sonra hafızalarında zayıf lama olmuş, üstelik yapılan testler bu zayıf lamanın psikolojik olmadığını da gösteriyor. Hamile kadınların sahip olduğu ortak problemler arasında konsantrasyon ve konuşmaları takip etme konularında zorluklar, isimleri unutma ve günlük işleri ya da sorumlulukları hatırlamama sayılabilir. Araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuç bir takım bilgiler aktarıldığında, hamile kadınların hamile olmayan kadınlara oranla bu bilgileri akıllarında daha güç tuttuklarıdır. Hamilelikte hafıza kaybının asıl nedeni bilinmese de, bu problemin kalıcı olmadığı ve doğumdan hemen sonra geçtiği kanıt lanmış durumda. Uzmanlara göre de hafıza kaybının üstesinden biraz çaba harcayarak gelinebilir. Daha dikkatli olmaya çalışmak, görsel teknikler kullanmak, bir takım küçük oyunlarla hafızaya yardımcı olmak (telefon numarasını hatırlamak için o numaranın size hatırlattığı daha önemli bir şeyi doğum günü, bayram v.s. düşünebilirsmniz), hatta bazı şeyleri yazarak hatırlamak hamile kadınların yapabilecekleri arasında.

Yazının Devamını Oku...

Yorum (yok) Yorum yaz!

DOĞUMUN GELDİĞİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR VE NELER YAPILMALIDIR?YA


30/7/2008 · Kategori: HAMILELIK VE KADIN SAGLIGI

GEBELİK VE DOĞUM

Haftalarca süren bekleyişin ardından, sonunda beklenen gün geldi çattı. Bebeğinizi görmenize birkaç saatin kaldığı şu anlarda oldukça heyecanlı, doğumun
nasıl gideceğini bilmediğiniz için biraz da tedirgin olmalısınız. Doğumun
her aşamasında vücudunuzda neler olup bittiğini önceden öğrenip hazırlıklı olursanız kendinize güveniniz artacak, tedirginliğiniz de azalacaktır. Doğum sanciları, yaşamın en önemli ve mutlu deneyimlerinden biridir. Sakin ve kendinize hakim olabilirseniz doğum olgusundan haz bile alabilirsiniz Gevşeme ve soluma egzersizlerini uygulayarak sancılarınızı kolayca geçiştirebilirsiniz. Her an bir sorun çıkabileceğini unutmayın; doğum beklediğiniz gibi gelişmezse düş kırıklığına uğramamalısınız.

DOĞUMUN BAŞLANGIÇ BELİRTİLERİ

 ÖZELLİKLE ILK GEBELİKTE başlıca kaygı kaynaklarından biri de doğumun nasıl başlayacağı, bunun belirtilerinin neler olduğudur. Gebeliğin son haftalarında şiddeti artan yalancı doğum ağrıları ile gerçek doğum sancılarını birbirine karıştırsanız bile, doğumun habercisi olan daha pek çok belirti vardır.

DOĞUM BELİRTİLERİ
Nişan gelmesi

Rahim ağzmı tıkayan mukuslu, kanli bir sıvının vajinadan gelmesine, halk arasında
“nişan gelmesi”
denir. .Bu genellikle doğum sancıları başlamadan önce ya da doğumun ilk evresinde görülen bir belirtidir. Ne yapmalı? Nişan gelmesi doğumdan iki üç gün önce de görülebilir. Bu nedenle hastaneye gitmeden önce düzenli ağnların başlamasını ya da suların gelmesini beklemelisiniz.
Su gelmesi
Bebeğin çevresindeki su kesesi, doğumdan önce birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse, yol kapandığı için gelen su miktarı çok olmaz. Ne yapmalı? Hemen doktora haber verin. Su geldiğinde, sancılar başlamamış bile olsa hastaneye gitmelisiniz; bebeğe hastalık etkenlerinin bulaşması olasılığı vardır.. Bu arada
temiz bir havlu ya da kadın bağı kullanabilirsiniz.

Ağnlar
Doğum sancıları künt bir bel ya da kasık ağrısı gibi başlayabilir. Karnınızda adet ağrılarma benzer bir sancı gibi de olabilir. Düzenli aralıklarla gelir ve dinlenmeyle geçmez. Ne yapmalı? Sancılar düzenli gibiyse kaç dakikada bir geldiklerine bakın. Doğumun başladığını düşünüyorsanız doktorunuza haber verebilirsiniz. Sancılar çok sık gelmedikçe (beş dakikada bir) ya da şiddetli değilse apar topar hastaneye gitmenize gerek yoktur, çünkü ilk doğum, yaklaşık 12-14 saat sürer. Bunun büyük bir bölümünü hastanede geçirmektense evde kalmak daha iyidir. Ağrılar başladığında, gerektiğinde dinlenerek ağır ağır dolaşın. Hafif bir şeyler yiyebilir, suyunuz gelmediyse ılık bir banyo alabilirsiniz. Hastaneden, sancilarınız şiddetlenmeden ve en azından beş dakikada bir gelmeden evden ayrılmamanız gerektiğini söyleyeceklerdir.

YALANCI DOĞUM AĞRILARI
Gebelik süresince rahim hafif hafif kasilır. Son haftalarda ise bu yalancı doğum ağrıları artıp şiddetlenerek size doğumur başladığım düşündürebilir. Ancak gerçek doğum sancıları düzenlidir, giderek sıklaşır ve daha şiddetlidir.
Bazen de doğum ağriları başlar, ama bir süre sonra kaybolur. Bu arada hareket etmeye devam edin, sancilar yeniden başlayacaktır.

SANCILARIN SÜRESİ VE SIKLIĞI
1’Bir saat boyunca ne zaman başlayıp bittiğini not ederek sanciları izleyin. Doğum başladığmda sancılar gittikçe güçlenecek, sıklığı 40 saniyeye kadar düşecektir.

Yazının Devamını Oku...

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::